سُورَةُ المُلۡكِ

Mülk Suresi

30 Ayet Mekki 67. Nüzul Sırası 29. Cüz
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ تَبَٰرَكَ ٱلَّذِى بِيَدِهِ ٱلْمُلْكُ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍۢ قَدِيرٌ
tebârake-lleẕî biyedihi-lmülk. vehüve `alâ külli şey'in ḳadîr.
Hükümranlık elinde olan Allah yücedir ve O herşeye Kadir'dir.
2
ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلْمَوْتَ وَٱلْحَيَوٰةَ لِيَبْلُوَكُمْ أَيُّكُمْ أَحْسَنُ عَمَلًۭا ۚ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْغَفُورُ
elleẕî ḫaleḳa-lmevte velḥayâte liyeblüveküm eyyüküm aḥsenü `amelâ. vehüve-l`azîzü-lgafûr.
Hanginizin daha iyi iş işlediğini belirtmek için, ölümü ve dirimi (hayatı) yaratan O'dur. O, güçlüdür, bağışlayandır.
3
ٱلَّذِى خَلَقَ سَبْعَ سَمَٰوَٰتٍۢ طِبَاقًۭا ۖ مَّا تَرَىٰ فِى خَلْقِ ٱلرَّحْمَٰنِ مِن تَفَٰوُتٍۢ ۖ فَٱرْجِعِ ٱلْبَصَرَ هَلْ تَرَىٰ مِن فُطُورٍۢ
elleẕî ḫaleḳa seb`a semâvâtin ṭibâḳâ. mâ terâ fî ḫalḳi-rraḥmâni min tefâvüt. ferci`i-lbeṣara hel terâ min füṭûr.
Gökleri yedi kat üzerine yaratan O'dur. Rahman'ın bu yaratmasında bir düzensizlik bulamazsın. Gözünü bir çevir bak, bir çatlak görebilir misin?
4
ثُمَّ ٱرْجِعِ ٱلْبَصَرَ كَرَّتَيْنِ يَنقَلِبْ إِلَيْكَ ٱلْبَصَرُ خَاسِئًۭا وَهُوَ حَسِيرٌۭ
ŝümme-rci`i-lbeṣara kerrateyni yenḳalib ileyke-lbeṣaru ḫâsiev vehüve ḥasîr.
Bir aksaklık bulmak için gözünü tekrar tekrar çevir bak; ama göz umduğunu bulamayıp bitkin ve yorgun düşer.
5
وَلَقَدْ زَيَّنَّا ٱلسَّمَآءَ ٱلدُّنْيَا بِمَصَٰبِيحَ وَجَعَلْنَٰهَا رُجُومًۭا لِّلشَّيَٰطِينِ ۖ وَأَعْتَدْنَا لَهُمْ عَذَابَ ٱلسَّعِيرِ
veleḳad zeyyenne-ssemâe-ddünyâ bimeṣâbîḥa vece`alnâhâ rucûmel lişşeyâṭîni vea`tednâ lehüm `aẕâbe-sse`îr.
And olsun ki, yakın göğü kandillerle donattık, onları şeytanlar için taşlamalar yaptık ve şeytanlara çılgın alev azabını hazırladık.
6
وَلِلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِرَبِّهِمْ عَذَابُ جَهَنَّمَ ۖ وَبِئْسَ ٱلْمَصِيرُ
velilleẕîne keferû birabbihim `aẕâbü cehennem. vebi'se-lmeṣîr.
Rablerini inkar eden kimseler için cehennem azabı vardır. Ne kötü bir dönüştür!
7
إِذَآ أُلْقُوا۟ فِيهَا سَمِعُوا۟ لَهَا شَهِيقًۭا وَهِىَ تَفُورُ
iẕâ ülḳû fîhâ semi`û lehâ şehîḳav vehiye tefûr.
Oraya atıldıkları zaman, onun kaynarken çıkardığı uğultuyu işitirler.
8
تَكَادُ تَمَيَّزُ مِنَ ٱلْغَيْظِ ۖ كُلَّمَآ أُلْقِىَ فِيهَا فَوْجٌۭ سَأَلَهُمْ خَزَنَتُهَآ أَلَمْ يَأْتِكُمْ نَذِيرٌۭ
tekâdü temeyyezü mine-lgayż. küllemâ ülḳiye fîhâ fevcün seelehüm ḫazenetühâ elem ye'tiküm neẕîr.
Nerede ise öfkesinden paralanacak! İçine her bir topluluğun atılmasında, bekçileri onlara: "Size bir uyarıcı gelmemiş miydi?" diye sorarlar.
9
قَالُوا۟ بَلَىٰ قَدْ جَآءَنَا نَذِيرٌۭ فَكَذَّبْنَا وَقُلْنَا مَا نَزَّلَ ٱللَّهُ مِن شَىْءٍ إِنْ أَنتُمْ إِلَّا فِى ضَلَٰلٍۢ كَبِيرٍۢ
ḳâlû belâ ḳad câenâ neẕîrun fekeẕẕebnâ veḳulnâ mâ nezzele-llâhü min şey'. in entüm illâ fî ḍalâlin kebîr.
Onlar: "Evet; doğrusu bize bir uyarıcı geldi, fakat biz yalanladık ve Allah hiçbir şey indirmemiştir, siz büyük bir sapıklık içindesiniz demiştik" derler.
10
وَقَالُوا۟ لَوْ كُنَّا نَسْمَعُ أَوْ نَعْقِلُ مَا كُنَّا فِىٓ أَصْحَٰبِ ٱلسَّعِيرِ
veḳâlû lev künnâ nesme`u ev na`ḳilü mâ künnâ fî aṣḥâbi-sse`îr.
"Eğer kulak vermiş veya akletmiş olsaydık, çılgın alevli cehennemlikler içinde olmazdık" derler.
11
فَٱعْتَرَفُوا۟ بِذَنۢبِهِمْ فَسُحْقًۭا لِّأَصْحَٰبِ ٱلسَّعِيرِ
fa`terafû biẕembihim. fesuḥḳal liaṣḥâbi-sse`îr.
Böylece, günahlarını itiraf ederler. Çılgın alevli cehennemlikler yok olsunlar!
12
إِنَّ ٱلَّذِينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُم بِٱلْغَيْبِ لَهُم مَّغْفِرَةٌۭ وَأَجْرٌۭ كَبِيرٌۭ
inne-lleẕîne yaḫşevne rabbehüm bilgaybi lehüm magfiratüv veecrun kebîr.
Doğrusu, görünmediği halde Rablerinden korkanlara, onlara, bağışlanma ve büyük ecir vardır.
13
وَأَسِرُّوا۟ قَوْلَكُمْ أَوِ ٱجْهَرُوا۟ بِهِۦٓ ۖ إِنَّهُۥ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ
veesirrû ḳavleküm evi-cherû bih. innehû `alîmüm biẕâti-ṣṣudûr.
Sizler, sözlerinizi gizleseniz de açıklasanız da birdir; O, kalblerde olanı bilir.
14
أَلَا يَعْلَمُ مَنْ خَلَقَ وَهُوَ ٱللَّطِيفُ ٱلْخَبِيرُ
elâ ya`lemü men ḫaleḳ. vehüve-lleṭîfü-lḫabîr.
Yaratan bilmez olur mu? O, Latif'tir, haberdardır.
15
هُوَ ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلْأَرْضَ ذَلُولًۭا فَٱمْشُوا۟ فِى مَنَاكِبِهَا وَكُلُوا۟ مِن رِّزْقِهِۦ ۖ وَإِلَيْهِ ٱلنُّشُورُ
hüve-lleẕî ce`ale lekümü-l'arḍa ẕelûlen femşû fî menâkibihâ vekülû mir rizḳih. veileyhi-nnüşûr.
Yeryüzünü, size boyun eğdiren O'dur; öyleyse yerin sırtlarında dolaşın, Allah'ın verdiği rızıktan yiyin; sonunda dönüş O'nadır.
16
ءَأَمِنتُم مَّن فِى ٱلسَّمَآءِ أَن يَخْسِفَ بِكُمُ ٱلْأَرْضَ فَإِذَا هِىَ تَمُورُ
eemintüm men fi-ssemâi ey yaḫsife bikümü-l'arḍa feiẕâ hiye temûr.
Gökte olanın sizi yerin dibine geçirmesinden güvende misiniz? O zaman, yer, sarsıldıkça sarsılır.
17
أَمْ أَمِنتُم مَّن فِى ٱلسَّمَآءِ أَن يُرْسِلَ عَلَيْكُمْ حَاصِبًۭا ۖ فَسَتَعْلَمُونَ كَيْفَ نَذِيرِ
em emintüm men fi-ssemâi ey yürsile `aleyküm ḥâṣibâ. feseta`lemûne keyfe neẕîr.
Gökte olanın başınıza taş yağdırmasından güvende misiniz? Benim uyarmamın nasıl olduğunu yakında bileceksiniz.
18
وَلَقَدْ كَذَّبَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ فَكَيْفَ كَانَ نَكِيرِ
veleḳad keẕẕebe-lleẕîne min ḳablihim fekeyfe kâne nekîr.
And olsun ki, bunlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Beni inkar etmek nasılmış?
19
أَوَلَمْ يَرَوْا۟ إِلَى ٱلطَّيْرِ فَوْقَهُمْ صَٰٓفَّٰتٍۢ وَيَقْبِضْنَ ۚ مَا يُمْسِكُهُنَّ إِلَّا ٱلرَّحْمَٰنُ ۚ إِنَّهُۥ بِكُلِّ شَىْءٍۭ بَصِيرٌ
evelem yerav ile-ṭṭayri fevḳahüm ṣâffâtiv veyaḳbiḍn. mâ yümsikühünne ille-rraḥmân. innehû bikülli şey'im beṣîr.
Üzerlerinde kanat çırpan dizi dizi kuşları görmezler mi? Onları havada Rahman olan Allah'tan başkası tutmuyor; doğrusu, O, herşeyi görendir.
20
أَمَّنْ هَٰذَا ٱلَّذِى هُوَ جُندٌۭ لَّكُمْ يَنصُرُكُم مِّن دُونِ ٱلرَّحْمَٰنِ ۚ إِنِ ٱلْكَٰفِرُونَ إِلَّا فِى غُرُورٍ
emmen hâẕe-lleẕî hüve cündül leküm yenṣuruküm min dûni-rraḥmân. ini-lkâfirûne illâ fî gurûr.
Yahut, Rahman olan Allah'ın dışında size yardımda bulunabilecek taraftarlarınız kimdir? İnkarcılar sadece aldanmaktadırlar.
21
أَمَّنْ هَٰذَا ٱلَّذِى يَرْزُقُكُمْ إِنْ أَمْسَكَ رِزْقَهُۥ ۚ بَل لَّجُّوا۟ فِى عُتُوٍّۢ وَنُفُورٍ
emmen hâẕe-lleẕî yerzüḳuküm in emseke rizḳah. bel leccû fî `utüvviv venüfûr.
Allah size verdiği rızkı kesiverirse, size rızık verecek başka kim vardır? Hayır; onlar, azgınlık ve nefrette direnmektedirler.
22
أَفَمَن يَمْشِى مُكِبًّا عَلَىٰ وَجْهِهِۦٓ أَهْدَىٰٓ أَمَّن يَمْشِى سَوِيًّا عَلَىٰ صِرَٰطٍۢ مُّسْتَقِيمٍۢ
efemey yemşî mükibben `alâ vechihî ehdâ emmey yemşî seviyyen `alâ ṣirâṭim müsteḳîm.
Yüzükoyun sürünen mi, yoksa doğru yolda düpedüz yürüyen mi daha doğru yoldadır?
23
قُلْ هُوَ ٱلَّذِىٓ أَنشَأَكُمْ وَجَعَلَ لَكُمُ ٱلسَّمْعَ وَٱلْأَبْصَٰرَ وَٱلْأَفْـِٔدَةَ ۖ قَلِيلًۭا مَّا تَشْكُرُونَ
ḳul hüve-lleẕî enşeeküm vece`ale lekümü-ssem`a vel'ebṣâra vel'ef'ideh. ḳalîlem mâ teşkürûn.
De ki: "Sizi yaratan sizin için kulaklar, gözler ve kalbler var eden O'dur. Ne az şükrediyorsunuz!"
24
قُلْ هُوَ ٱلَّذِى ذَرَأَكُمْ فِى ٱلْأَرْضِ وَإِلَيْهِ تُحْشَرُونَ
ḳul hüve-lleẕî ẕera'eküm fi-l'arḍi veileyhi tuḥşerûn.
Sizi yerde yaratıp yayan O'dur ve O'nun huzurunda toplanacaksınız.
25
وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَٰذَا ٱلْوَعْدُ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ
veyeḳûlûne metâ hâẕe-lva`dü in küntüm ṣâdiḳîn.
"Doğru sözlü iseniz bildirin bu azap sözü ne zamandır?" derler.
26
قُلْ إِنَّمَا ٱلْعِلْمُ عِندَ ٱللَّهِ وَإِنَّمَآ أَنَا۠ نَذِيرٌۭ مُّبِينٌۭ
ḳul inneme-l`ilmü `inde-llâh. veinnemâ ene neẕîrum mübîn.
De ki: "Onu bilmek ancak Allah'a mahsustur. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım."
27
فَلَمَّا رَأَوْهُ زُلْفَةًۭ سِيٓـَٔتْ وُجُوهُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَقِيلَ هَٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تَدَّعُونَ
felemmâ raevhü zülfeten sîet vucûhü-lleẕîne keferû veḳîle hâẕe-lleẕî küntüm bihî tedde`ûn.
Azabı yaklaşırken gördükleri zaman, inkar edenlerin yüzleri çirkinleşip kararır; onlara: "Sizin arayıp durduğunuz işte budur" denir.
28
قُلْ أَرَءَيْتُمْ إِنْ أَهْلَكَنِىَ ٱللَّهُ وَمَن مَّعِىَ أَوْ رَحِمَنَا فَمَن يُجِيرُ ٱلْكَٰفِرِينَ مِنْ عَذَابٍ أَلِيمٍۢ
ḳul era'eytüm in ehlekeniye-llâhü vemem me`iye ev raḥimenâ femey yücîru-lkâfirîne min `aẕâbin elîm.
De ki: "Allah, beni ve benimle beraber bulunanları isterse yok eder veya isterse merhamet eder; söyleyin, bu takdirde inkarcıları, can yakıcı azabdan kim alıkoyabilir?"
29
قُلْ هُوَ ٱلرَّحْمَٰنُ ءَامَنَّا بِهِۦ وَعَلَيْهِ تَوَكَّلْنَا ۖ فَسَتَعْلَمُونَ مَنْ هُوَ فِى ضَلَٰلٍۢ مُّبِينٍۢ
ḳul hüve-rraḥmânü âmennâ bihî ve`aleyhi tevekkelnâ. feseta`lemûne men hüve fî ḍalâlim mübîn.
De ki: "Bizim inandığımız ve kendisine güvendiğimiz, Rahman olan Allah'tır. Kimin apaçık bir sapıklıkta olduğunu yakında bileceksiniz."
30
قُلْ أَرَءَيْتُمْ إِنْ أَصْبَحَ مَآؤُكُمْ غَوْرًۭا فَمَن يَأْتِيكُم بِمَآءٍۢ مَّعِينٍۭ
ḳul era'eytüm in aṣbeḥa mâüküm gavran femey ye'tîküm bimâim me`în.
De ki: "Suyunuz yere batarsa, söyleyin, size kim temiz bir su kaynağı getirebilir?"

Mülk Suresi Hakkında Her Şey

Mülk Suresi'nin anlamı, fazileti, tefsiri, nüzul sebebi ve daha fazlası hakkında kapsamlı bilgiler.

Mülk Suresi Tanıtımı

Mülk Suresi Nedir?

Mülk Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 67. suresidir ve 30 ayetten oluşan Mekkî bir suredir. Adını, ilk ayetinde geçen ve "mülk, egemenlik, hükümranlık" anlamına gelen "el-Mülk" kelimesinden alır. Surenin ilk kelimesi olan "Tebârake" (ne yücedir) sebebiyle halk arasında yaygın olarak "Tebâreke Suresi" adıyla da bilinir.

Mülk Suresi; bütün kâinatın tek sahibinin Allah olduğunu, ölüm ve hayatın bir imtihan için yaratıldığını ve öldükten sonra dirilmenin gerçekliğini işler. Yedi kat göğün kusursuz düzenine, gökyüzünü süsleyen yıldızlara ve kuşların uçuşuna dikkat çekerek insanı Allah'ın sonsuz kudreti üzerinde düşünmeye davet eder.

Hadislerde "kabir azabından koruyan sure" olarak zikredilen Mülk Suresi, faziletinin büyüklüğü sebebiyle özellikle her gece yatmadan önce okunması tavsiye edilen surelerdendir.

Bilinmesi Gerekenler

Mülk Suresi Hakkında Bilinmesi Gerekenler

  • Konumu: Kur'an'ın 67. suresidir ve 29. cüzde yer alır.
  • Diğer adları: "Tebâreke", "el-Münciye" (kurtaran), "el-Vâkıye" (koruyan) ve "el-Mânia" (engelleyen) adlarıyla da anılır.
  • İsminin anlamı: "Mülk", tüm kâinatın mutlak sahipliği ve egemenliği demektir; bu egemenlik yalnızca Allah'a aittir.
  • Ana teması: Allah'ın sınırsız kudreti, ölüm ile hayatın imtihan oluşu, hesap günü ve kâinattaki mükemmel düzen.
  • Öne çıkan ayet: "Hanginizin daha güzel amel işleyeceğini denemek için ölümü ve hayatı yaratan O'dur" (2. ayet), hayatın anlamını en özlü biçimde ifade eden ayetlerdendir.
  • Fazileti: Hz. Peygamber'in bu sureyi okumadan uyumadığı ve surenin kabir azabına engel olacağı rivayet edilir.
Faziletleri ve Hadisler

Hz. Peygamber (s.a.v.): 'Kur'an'da 30 ayetlik bir sure vardır ki, kabir azabını engeller.' buyurmuştur. Her gece okunması tavsiye edilir.

Nüzul Sebebi ve Tarihi Bağlam

Allah'ın kudretini ve ahiret gerçeğini hatırlatmak için indirilmiştir.

Ana Konuları ve İçinde Geçen Olaylar

Mülk Suresi'nin Ana Konuları ve Mesajı

Mülk Suresi, baştan sona tevhid (Allah'ın birliği) ve kudret temasını işler. Sure, mülkün ve egemenliğin tek sahibinin Allah olduğunu ilan ederek başlar ve insanı, içinde yaşadığı evrenin ne kadar kusursuz yaratıldığı üzerine düşünmeye çağırır.

Surenin merkezinde imtihan fikri vardır: Ölüm ve hayat, insanların hangisinin daha güzel işler yapacağını ortaya çıkarmak için yaratılmıştır. Bu yönüyle sure, dünya hayatının amaçsız değil, bir sınav olarak var edildiğini vurgular.

Sure ayrıca inkârcıların ahiretteki durumunu çarpıcı sahnelerle anlatır; cehennem ehlinin pişmanlığını ve "keşke dinleseydik, aklımızı kullansaydık" itiraflarını aktarır. Son bölümde Allah; rızkı verenin, suyu yerin derinliklerinden çıkaranın ve kuşları gökyüzünde tutanın kendisi olduğunu hatırlatarak insanı nankörlükten sakındırır.

Kapsamlı Tefsir Özeti

Mülk Suresi Tefsiri ve Ayet Ayet Özeti

Egemenliğin Sahibi ve Yaratılışın Amacı (1-4. ayetler)

Sure, "Mülk (hükümranlık) elinde olan Allah ne yücedir" ifadesiyle başlar. Allah'ın her şeye kadir olduğu, ölümü ve hayatı bir imtihan için yarattığı bildirilir. İnsan, göklerin yaratılışında hiçbir uyumsuzluk bulamayacağı; ne kadar dikkatle bakarsa baksın en küçük bir kusur göremeyeceği için tekrar tekrar bakmaya davet edilir.

İnkârcılar ve Cehennem (5-11. ayetler)

Dünya semasının kandillerle (yıldızlarla) süslendiği anlatılır. Rablerini inkâr edenler için cehennem azabı hazırlandığı; oraya atıldıklarında onun öfkeyle kaynayışını işitecekleri tasvir edilir. Cehennem ehli, kendilerine bir uyarıcı geldiği hâlde onu yalanladıklarını itiraf eder ve "Eğer dinleseydik yahut aklımızı kullansaydık şu çılgın ateşin halkı arasında olmazdık" derler.

Allah'ın İlmi ve Yeryüzü Nimetleri (12-23. ayetler)

Görmedikleri hâlde Rablerinden korkanlara mağfiret ve büyük bir mükâfat vardır. Kalplerdeki en gizli düşünceyi dahi bilen Allah, yeryüzünü insanın hizmetine boyun eğdirmiştir; onun üzerinde yürüyüp Allah'ın rızkından yemeleri istenir. İnsanlara, kendilerini işiten, gören ve akleden varlıklar kılan Allah'a karşı nankörlük etmemeleri hatırlatılır.

Rızık, Su ve Son Uyarı (24-30. ayetler)

Kıyametin ne zaman kopacağını alayla soranlara, bu bilginin yalnızca Allah katında olduğu bildirilir. Sure, insanı derin düşünceye sevk eden çarpıcı bir soruyla son bulur: "Söyleyin bakalım; suyunuz çekiliverse, size kim temiz bir akarsu getirebilir?" Böylece insan, sahip olduğu en temel nimetlerin bile Allah'ın bir lütfu olduğunu idrak etmeye çağrılır.

Kur'an'daki Konumu ve İstatistikler
67
Sure Numarası
30
Ayet Sayısı
67
Nüzul Sırası
Mekki
İniş Yeri
29
Cüz
562
Sayfa
0
Kelime
0
Harf

Mülk Suresi 30 ayetten oluşur ve Kur'an-ı Kerim'in 29. cüzünün ilk suresidir; bu cüz, surenin ilk kelimesi sebebiyle "Tebâreke cüzü" olarak da anılır. Mekke döneminde inmiş Mekkî bir suredir. Orta-kısa uzunlukta olmasına rağmen, her gece okunması tavsiye edilen ve kabir azabına karşı koruyucu olduğu rivayet edilen en faziletli sureler arasında yer alır.

Sık Sorulan Sorular (SSS)
Mülk Suresi kaç ayettir?
Mülk Suresi 30 ayetten oluşur ve Kur'an-ı Kerim'in 67. suresidir. Mekke döneminde inmiş Mekkî bir suredir.
Mülk Suresi neden 'Tebâreke Suresi' olarak bilinir?
Çünkü surenin ilk kelimesi 'Tebârake' (ne yücedir) ifadesidir. Halk arasında bu ilk kelimeye nispetle 'Tebâreke Suresi' adıyla yaygın biçimde anılır.
Mülk Suresi'nin fazileti nedir?
Bir hadiste, otuz ayetlik bu surenin okuyanına şefaat edip bağışlanmasına vesile olduğu rivayet edilir (Tirmizî, Ebû Dâvûd). Ayrıca kabir azabına engel olduğu ve Hz. Peygamber'in her gece okumadan uyumadığı nakledilir. Rivayetlerin dereceleri farklılık gösterse de, sure asırlardır büyük bir hürmetle her gece okunur.
Mülk Suresi ne anlatır?
Mülk Suresi; kâinatın tek sahibinin Allah olduğunu, ölüm ile hayatın bir imtihan için yaratıldığını, yedi kat göğün kusursuz düzenini, inkârcıların ahiretteki durumunu ve Allah'ın verdiği rızık ile nimetleri konu alır.
Mülk Suresi ne zaman okunur?
Mülk Suresi her zaman okunabilir; ancak özellikle her gece yatmadan önce okunması tavsiye edilir. Bu uygulama, Hz. Peygamber'in sünnetine dayandırılır.
Mülk Suresi neden 'koruyucu sure' olarak anılır?
Surenin, okuyanını kabir azabından koruduğu rivayet edildiği için 'el-Münciye' (kurtaran) ve 'el-Vâkıye' (koruyan) gibi isimlerle de anılır.
Mülk Suresi Mekkî mi Medenî mi?
Mülk Suresi Mekkî bir suredir; yani Hicret'ten önce Mekke döneminde indirilmiştir.
Mülk Suresi hangi cüzde yer alır?
Mülk Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 29. cüzünde yer alır ve bu cüzün ilk suresidir.
-
Mishary Rashid Alafasy
0:00
0:00